Kadına Şiddete Hayır

Kadına yönelik şiddet tüm dünyanın sorunu. Kadınlar, bulundukları herhangi bir ortamda fiziksel veya sözlü tacize, cinsel istismara maruz kalıyor. Kadına şiddete hayır diyenlerin sayısı her geçen gün artış gösterse bile yaşanan olaylar bu artışın yetersiz kaldığını gösteriyor. Daha bilinçli bir toplum olmak, her bireyin saygıdeğer olduğunu kabul etmek şiddet eğiliminde giderek azaltıcı etki gösterecektir.

Genellikle; geçim sıkıntısı, işsizlik, stres, gelecek kaygısı, psikolojik sorunlar şiddet uygulama nedenleri arasında gösteriliyor. Bu nedenlerin hiçbiri şiddet uygulamayı haklı ve kabul edilebilir yapamaz. Şiddet, yaşanılan olaylar karşısında çözüme götüren yol olarak görülmemelidir. Şiddetin, çözüm arayışında yardımcı olamayacağı gibi daha büyük problemleri de beraberinde getirdiği bilinmelidir. Şiddete başvuran ve bunu bir çözüm yolu olarak gören bireylerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Kadına şiddete hayır demek ve toplum olarak bu konuda duyarlı olmak, şiddet içeren hiçbir söz ve davranışa kayıtsız kalmamak gerekir. Şiddet karşısında susmak, kabul etmek, olağan bir davranış biçimi olarak görmek, bir kereden bir şey olmaz demek ve affedici olmak çözüm değildir.

Kadına Şiddetle Mücadele

Şiddetle mücadelede en önemli aşama eğitimdir. Bu konu toplumda genellikle yanlış anlaşılıyor. Eğitimli olmak demek: sadece mesleki eğitimler alıp bir işi yapmada yetkili kişi olmak demek değildir. Kendine saygısı olan, haklarının ve sınırlarının farkında olan, kendini geliştirmiş, yapıcı ve çözüm odaklı bireyler de eğitimli bireylerdir. Toplumda bu niteliklere sahip bireylerin artması, kadına şiddet problemi için kalıcı çözümler sunacaktır. Sınırlarının farkında olmayan bireyler her şeyi yapma özgürlüğüne sahip olduklarını düşünürler. Kendilerine tanıdıkları bu özgürlükle hem sözlü hem de fiziksel şiddet uygulamakta bir sakınca görmezler. Şiddet uygulayan bireylerin büyük çoğunluğunu eğitimsiz, öfke problemi olan, kendini diğer bireylerden üstün gören veya yetersizlik düşüncesi içinde olan kişilerin oluşturduğu biliniyor.

Kadınların ekonomik özgürlüklerinin olması, bazı erkekler tarafından kendilerini yetersiz hissetmelerine sebep oluyor. Bu yetersizlik düşüncesi de kadına şiddeti tetikliyor. İlişkide partner şiddeti, iş yerinde patron şiddeti, aile içi şiddet, dışarda hiç tanımadığınız kişiler tarafından maruz kalınan şiddet… Bunların büyük çoğunluğu da kadınların kabul etmediği dayatmalar, zorla yaptırılmak istenilen davranışlar üzerine kurulu. Kadına şiddet olayları ele alındığında bir diğer dikkat çeken detay ise çocuk yaşlarda yapılan ve/veya zorla yaptırılan evlilikler. Erken yaşlarda yapılan bu evlilikler de aile içi şiddeti arttırıyor.

Şiddete Karşı Haklarınızın Farkında Olun

Şiddete uğrayan her bireyin temel olarak bilmesi gereken en önemli nokta kişilik haklarının dokunulmazlığıdır. Bu haklar devredilemez, dokunulamaz ve vazgeçilemez haklardır. Kişinin rızası olmaksızın vücut bütünlüğünün bozulması, hakaret, küfür, tehdit, iftira veya kişinin nitelikleriyle dalga geçilmesi olay ve olgularının tamamı kişilik haklarına saldırıdır. Sahip oldukları haklar ve bu hakları kullanmaları için kadınlar bilinçlendirilmeli, maruz kaldıkları şiddet karşısında haklarını aramaları için yol gösterici olunmalıdır. 

Advertisement

Erkek egemen toplumlar oluşturmak ve bu fikri desteklemek kadına şiddet sorunuylamücadeleyi zorlaştırmaktadır. Erkek olmayı kadın olmaktan üstün görmek ve erkeklerin kadınlara hükmedebileceği düşüncesinde olmak son derece yanlış ve problemli düşüncelerdir. Bu düşüncede olan bireylerin görmek istediği kadın profili; değersiz, itaatkar, başarısız, yardıma ve korunmaya muhtaç kişilerdir. Güçsüz ve yetersiz gösterilmeye çalışılan kadın ise hem kendine biçilmiş bu yaklaşımla hem de bu yaklaşımın sonucu olan şiddetle mücadele etmek zorundadır. Şiddete uğrayan kadınların bir kısmı da bu durumdan utandığı için sessiz kalmakta ve şiddet mağduru olmaya devam etmektedir. Kadınların şiddet mağduru olduklarını saklamalarının birçok sebebi vardır. Günlük yaşamda sıkça kullanılan cinsiyetçi ifadeler, aşağılayıcı ve yıkıcı ithamlar da sözlü şiddeti destekliyor. Bilerek ya da bilmeyerek kullanılan bu söylemlerin kadına şiddete hayır mücadelesine zarar verdiği ve değiştirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu söylemlerin temeli erkek egemen anlayışı destekler ve yüceltir biçimdedir.

  • Insanoğlu değil, insanlık
  • Adam gibi değil, insan gibi
  • Bilim adamı değil, bilim insanı
  • Kızlık soyadı değil, evlenmeden önceki soyadı
  • Erkek sözü değil, söz
  • Adam olmak değil, insan olmak

Bu örnekler sıklıkla karşılaşılan cinsiyetçi ifadelerden bazıları. Sadece kadınların değil, tüm bireylerin bu cinsiyetçi ifadelerin kullanılmasına engel olması gerekmektedir. Sıklıkla kullanılan bu söylemleri düzelterek düşünce sisteminde değişiklikler oluşturulabilir ve dilde eşitlik sağlanabilir.

Kadına Şiddete Tolerans Gösterilemez

Kadına şiddet artarak devam ediyor. Sözlü ve/veya fiziksel şiddete maruz kalan kadınlar için tüm bireylerin bu şiddetle mücadele etmesi gerekmektedir. Görmezden gelinen şiddet, sonrasında daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalınacağının habercisidir. Sözlü şiddet bir süre sonra fiziksel şiddete dönüşebilir ve sonuçları geri dönüşü olmayan boyutlara ulaşabilir. Şiddete maruz kalındığında, şiddet tehlikesi olan durumlarda ilgili kurum ve kuruluşlara durum bildirilmelidir. Her bireyin kendi söz ve hareketlerinden sorumlu olduğu unutulmamalıdır. Şiddete başvuran bireylerin, bu eylemlerinin cezasız kalmaması için sessiz kalınmamalıdır.

Kadına Şiddet Dünya Sorunu

Sadece ülkemizde değil dünyada da büyük bir sorun haline gelen kadına şiddet vakaları artmaya devam ediyor. BM’nin ve uluslararası araştırmaların raporlarından çıkarılan sonuçlara göre:

  • Dünya genelindeki kadınların %35’i hayatlarının bir döneminde eşleri tarafından fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyor. (Bu sayıya cinsel tacize uğrayan kadın sayısı dahil değildir)
  • Dünya genelinde her gün 137 kadın, aile bireylerinden biri tarafından öldürülüyor.
  • Şiddete uğrayan kadınların %40’ından azı yardım ya da destek istiyor. %10’dan azı ise resmi kurum veya kuruluşlara başvuruyor.
  • Dünya genelinde her 73 saniyede bir kişi cinsel taciz ya da istismara maruz kalıyor.
  • Her 10 kadından biri çocuk yaşlarda siber zorbalığa maruz kalıyor.

Yukarıdaki sonuçlardan da anlaşılacağı gibi kadına şiddet toplum olarak mücadele edilmesi gereken bir sorun haline geldi. Bilinçli bireyler yetiştirerek ve mevcut bireylerin bilinçlenmesi için farkındalık çalışmaları yürütülerek bu sorunla mücadele edilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir